yaşama dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşama dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kas 2009

BİR BAYRAM + BİR ÖĞRETMENLER GÜNÜ VE BLOĞUMA ÖZLEM


Herkese MUTLU BAYRAMLAAAAAAAAR. Sevdiklerimizle birlikte nice güzel bayramlar geçirelim inşallah.
Tüm meslektaşlarımın da öğretmenler gününü kutlarım. Artık sosyal içerikli mesajlar vermek yerine kuru kutlama cümlesiyle geçiştirmek istiyorum. Her geçen sene şartlar biraz daha zorlaşıp, geri gidince ben de koptum artık ve akıntıya bıraktım kendimi... Hayırlısı...
Koskoca 4 ay olmuş canım bebeğim, göznurum bloğuma uğramayalı... Ne kadar da özlemişim. Aslında ihmal değil sadece uzun bir mola benimkisi. Yazın dershane tatil olur olmaz tekrar burada olacağım inşallah. Kısa bir öpüp koklaşmadan sonra çekileceğim tekrar asosyal olmuş hayatıma. Cumartesi-Pazar çalışmak ve herkesin çalıştığı günlerde tatil yapmak beni bitirdi. Çalışma koşullarının da He-man olmayı gerektirdiği bir döngüde asosyallik aslında bedenimin ihtiyacı ama neyaparsınki itiraz benim doğamda var......
Taaaa geçtiğimiz yazdan kalma "gezip gördüklerim" köşesiyle ve yepyeni tariflerle burada olacağım. Eserse kafama, uğrar atarım ortaya bir tarif... Tüm yorum yapan, yapmayan okuyucu arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler
Sevgiyle kalın, Mutlu kalın................

13 Haz 2009

"MY KITCHEN" AÇILIŞI


Sevgili arkadaşım Tuğba da marifetlerini daha geniş kitlelere yaymaya karar verip kadın girişimciliğini konuşturdu :)

Canımcım Beylikdüzü'nün en lezzetli ev yemeklerini yapıyor ve yarın da açılışı var. Arayıp tebrik ettim ve hayırlı işler diledim. Ben yarın kantinde olacağımdan maalesef Tuğba nın yanında olamayacağım. Allah işlerinizi yolunda götürsün "My Kitchen"...

Evlere ve işyerlerine servisleri var arkadaşlar. Bir telefon etmeniz yeterli.

ADRES : Cumhuriyet Mah. Derviş Eroğlu Cad. Bizimkent Blokları 194. Ada D.25 Blok Beylikdüzü/İstanbul
TEL: 212 872 33 73

22 Nis 2009

DOĞUM GÜNÜM


Zamansızlıktan bir türlü yazamadım. Doğum günüm geçeli neredeyse bir ay olacak. Olsun ben yinede şimdiymiş gibi davranayım bari masuscuktan canım.

Yeni yaşım bana bambaşka güzellikler getirdi. En önemlisi hayatımı tamamen değiştiren bambaşka bir işle ilgileniyorum. Öğretmenlik yapmazsam mutsuz olacağımı düşündüm hep yıllarca ve ısrarla daha güzel iş fırsatlarını teptim (şimdiden bahsetmiyorum, malum bir krizdir gidiyor). Şimdi gerçekten çok mutluyum, çünkü artık kendi işimin patronuyum. Güzel işler çıkartıyorum, güzel geri dönüşler alıyorum, en iyi olmak için didiniyorum. Kendimi seviyorum yauuuuu... ve kendi kendimin doğum gününü kutluyorum, daha da iyi bir yaş geçireceğime inanıyorum.

26 Mar 2009

NERELERDEYİM BEN???







Uzun bir aradan sonra tekrar herkese merhaba. Gerçekten özlemişim ama bu sefer tarifle dönmedim. 3 haftaya yakın süredir artık evde değilim gibi bir şey. Bunun 1 haftası Kosgeb eğitimleri ile geçti. Evet projem kabul gördü ve kredi alabilmek için Unicon un girişimcilik seminerleri ve danışmanlığı ışığında çalışıyorum. Kurulacak iş yerim için İş planı hazırlıyorum!!! Ne zor işmiş çok kapsamlı gerçekten ama bir yandan da böyle bir fizibilite çalışması yaparak hazırlıklı olarak işe girişecek olmam sevindirici.

Gelelim geçtiğimiz 2 haftaya. Artık çalışıyorum :)) Bilge Adam Taksim şubesinin kafeterya işletmeciliğini yüklendim. Evde yaptığım lezzetleri ve sandviçleri öğrencilerle paylaşıyorum.

İlk zamanlarda ne kadar hamlanmış olduğum çıktı ortaya. Sabahın kör vakti kalkıp poğaça mayalamak v.s. üstelik akşam 20.30 lara kadar çalışmak, eve gelip bir de ertesi güne pasta, börek hazırlamak beni dağıttı diyebilirim. Bünyem ancak ancak alışıyor. Tabii bir de METEHAN faktörü varki o daha da fena. İlk başlarda hiç kabullenemedi, birden bire yemek yemeği kesti. Her zaman alışkın olduğu anneanne, babaanne bakımlarına olmadık yaramazlıklarla isyan etti ama yavaş yavaş alışıyor sanırım. Geçen sabah bizi ilk defa el sallayarak uğurladı. Oğlum benim, çok özlüyorum onu :( Eve gidince de bütün vaktimi yatırana kadar ona ayırmaya çalışıyorum. Bir de paşama pedallı bir motorsiklet aldım oynasın güzel havalarda dışarda takılsın diye(yağmur bir izin verirde, güneş şöööyle azıcık kafasını uzatırsa tabii), Kendi kendimi mi avutuyorum yoksa oğlumumu bilmiyorum???

Yaptığım tarifleri yayınlamaya
http://www.hanimelipasta.com/ adresinden devam edeceğim. Tabii ilk gözağrım "bebek yemeklerini" bırakmak yok ama artık fotoğrafsız olarak devam edebilirim. Ne zamandır yazılmayı bekleyen bir kaç tarif var, onlardan sonra artık tarifler fotoğrafsız gelebilir şimdiden affınıza sığındım gitti.
Sevgiyle kalın...

30 Oca 2009

Marsmallowlu Kakaolu Sandviçler

Tarifi Sevgili Ayşem de görmüştüm. Görür görmezde vuruldum. yapmak için ancak fırsatım oldu. Yalnız fırınımın tepsisi kurabiye malzemesine küçük geldiği için, artanları sık sık tepsiye yerleştirince pişerken yayılıp birbirleriyle kaynaşmış oldular :) Böyle olunca da elbette Peçetedeki gibi düzgün sandviçler elde edemedim. İnşallah bir dahaki sefere diyelim.

Marsmallow o kadar arttıki her şekilde değerlendirme fırsatım oldu. Bir kısmını evde bulunan "haylayf bisküvi" arasına sürerek farklı sandviçler elde ettim. Bir kısmına ise damla çikolata katıp hindistan cevizine bulayarak "marsmallow lokumları" yapmış oldum :)
Bebeklerimize ev yapımı "halley" işlemi tamamdır desek mi???





















Tarif için buraya tıklamanız yeterli şekerler :)

26 Oca 2009

Rotavirüs' le Savaş ve Cengaver Ben :(

Perşembe günü her şey olağan seyrederken Metehan birden bire İstifra etmeye başladı. Hoppalaaaaaa bu da neydi böyle oğlum derken daha temizlemeye fırsat vermeden hoopp bir daha , bir daha ve bir daha. Bir terslik vardı. Acaba yediği bir şeymi dokundu diye bütün günü şööyle bir süzgeçten geçiriyorum yooo.

Yine polyannalığı elden bırakmıyorum; "Olsun oğlum bir daha yeriz dimi paşam" diye hem onu hem kendimi teskin ediyorum. Temizlik konusuna hiç girmeyeyim :(
Ne denesem olmuyor yemiyor, yemiyorr... Artık paşamda hal de kalmadı öylece yatıyor eee artık panik zamanı doğru hastaneye.

Doktorun tanısı şimdilik gribal enfeksiyon ama ishal olursa rotavirüs olabileceği konusunda uyarıyor. Yine bir poşet ilaçla eve dönüyoruz. Ateş yok, ishal yok ama çocuğumda hal de yok iştahta.

Hemen netten araştırıyorum neymiş bu
"rotavirüs" ?
İyi de bize uymuyor derken peşpeşe kusmalar yüzünden geceyarısı yine hastaneye taşınıyoruz. Tahliller yapılacak ee tabiiki kaçınılmaz gerçek, Serum. O kadar zorki bizim miniciği serumla zapdetmek ve onu bu şekilde görmek :( Serumu bekliyoruz sabah 07.00 sularında nihayet biterken doktor geliyor, teşhis "rotavirüs". O esnada müşade altındaki bir diğer bebeğe 3.serumu takılıyor onda da aynı problem. Başımda sanki kocaman bir fil oturuyor. Allahım olamaz buralarda duramam derken serumun peşine yedirmeyi deniyoruz. Kusarsa oradayız çünkü henüz ishal yok. Kusmaması için dualar ediyorum veee taburcuyuz :)

Evde bütün belirtiler başgösteriyor ve doktorun dedikleri aklımda "hemen getiriyorsunuz"
Yo yooo başedebilirim hımm nerede bizim "reflor", ve bulantı fitili? derken hafta başına hastalıklı seyirle ulaştık.

Hala bulantısı, zaman zaman kusması ve tabiiki ishali devam etsede keyfi yerine gelmeye başladı. Bugün 5. günümüz artık. Bu illette maalesef herhangi bir tedavi yok. Tek yapılması gereken çocuğa sıvı takviyesi ve ishali kesecek gıda alımı.

Ben de bunun için uğraşıyorum tek yediği sabahları nane+limon+zencefil suyuna bisküvi, öğlen daninonun bisküvili yoğurdu, muz püresi, akşam da 2 kaşık muhallebi
Tek derdim 2 kaşık olsun ama en azından midesinde dursun.
Ben de benden geçtim çok yorgunum ve uykusuzum. Artık Virüsün rota değiştirmesi için bekliyorum.

16 Oca 2009

Haydi Bebeğimize OYUN HAMURU nu Biz Yapalım


3 bardak un

1 bardak su

1 çay bardağı tuz

Dilediğiniz renkte gıda boyası


Malzemelerin hepsini boyaları katmadan karıştırın.

Suyu azar azar eklemekte fayda var.

En son boyasını ilave edin.

İşte bu kadar

İyi eğlenceler


Gıda boyalarını alırken ana renkleri seçmekte fayda var. Çünkü bunları karıştırarak ara renkleri de elde edebilirsiniz.


KIRMIZI , SARI , MAVİ renkleri almanız yeterli :)


KIRMIZI + SARI = TURUNCU


KIRMIZI + MAVİ = MOR


MAVİ + SARI = YEŞİL

2 Oca 2009

Mutlu Seneleeeeeeeeeer :)))

Tüm sıkıntıları geride bırakıp, yepyeni umutlarla şekillendirebileceğimiz koskoca bir yıl bizleri bekliyor.






"Sağlık, Mutluluk, Başarı ve Parayı da inşallah katlayarak getirirsin 2009, eee ne diyelim

Hoşgeldin :) "

28 Ara 2008

Dereotlu Kabak Çorbası (8.ay+) Bebeğime Çorba


1 kabak

2 çorba k. tereyağ

4 çorba k. un

1 diş sarımsak

1 su bardağı süt

1 yumurta

Bir tutam dereotu

Sıcak su



Unu tereyağında kavurun

Üzerine su ekleyip topaklanmaması için çırpın.

Rendelenmiş kabakları ekleyin.

Karışım pişerken, bir kenarda süt içine yumurtayı kırıp terbiyesini hazırlayın ve ılıştırıp çorbaya katın.

Sarımsağı da rendeleyip ekleyin.

Kaynayıp koyulaşana kadar karıştırın ve en son dereotu ile bir tutam arzuya göre tuz ilave ederek ocaktan alın.

Afiyet olsun.

** Çorbalarda kullandığım porsiyonlar ortalama 4 kişilik bir aileye yetecek kadar oluyor, dolayısıyla siz de bebeğinizle birlikte bu lezzetleri tadabilirsiniz. Dilerseniz ölçüleri indirgeyerek 1 porsiyon şeklinde hazırlayabilirsiniz.

** DEREOTUnun faydaları !

inek sutunde 117 miligram kalsiyum bulunurken, dereotunda bu oranin 208 olmasi, dereotunun sutun alternatifi olarak gorulmesine neden oluyor.

İstanbul Universitesi Cerrahpasa Tip Fakultesi Cocuk Bolumu Metabolizma ve Beslenme Bilim Dali Baskani Prof. Dr. Ahmet Aydin, sutun alternatifinin dereotu oldugunu soyledi. Adana Otizm Dernegi'nin duzenledigi 'Otizm Hastaligi'nin Tedavisi ve Beslenme' konulu konferansta konusan Prof. Dr. Ahmet Aydin, sutun kalsiyum bakimindan en zengin besin olmadigini belirterek, "Dereotu sutten daha fazla kalsiyum iceriyor. inek sutunde 117 miligram kalsiyum bulunurken, dereotunda bu oran 208'dir. Ayrica dereotu magnezyum ve potasyum bakimindan zengin olmasi bakimindan da kemik sagligina daha faydalidir" dedi.

Prof. Dr. Aydin, dunyada en cok sut tuketen ulke olan ABD'de, yine dunyada en cok osteoporoz rahatsizliginin oldugunu bildirdi. Prof. Dr. Aydin, cocuklarin ve anne- babalarin kemiklerinin kuvvetli olmasi icin mutlaka dereotu tuketilmesini onerdi.

İsvec'te yapilan bir calismada 50- 85 yaslarindaki menopoz sonrasi kadinlarda sut tuketimi fazlaliginin kiriklari azaltmadiginin saptandigini kaydeden Prof. Dr. Aydin, soyle konustu: "Benzer sekilde ABD'de hemsireler uzerinde yapilan arastirmada gerek sut, gerekse sut disi kalsiyum tuketimi fazlaliginin kalca kiriklarini azaltmadigi tespit edilmistir. Cocuklarinizin ve kendinizin kemiklerinin kuvvetli olmasi icin mutlaka dereotu tuketin. Dereotundaki magnezyum ve kalsiyum kemik gelisimi icin oldukca onemli bir mineraldir. Her memelinin sutu kendi yavrusunadir.

5- 6 milyon yillik insanlik tarihinin sadece son 10 bin yilinda insanlar baska memelilerin sutunu icmislerdir. Kendi annelerinin sutunu ise sadece hayatlarinin ilk 2 yilinda emerler, daha sonralari hic sut tuketmezlerdi. Fosil incelemeleri, tas devri insanlarinin kalin ve kiriga direncli saglam kemiklerinin oldugunu gostermektedir. Bu devre ait kemik orneklerinde osteoporoz yok denecek kadar azdir. Bunun nedeni de o devirde insanlarin sutten ziyade, daha cok yesil sebze, ot turu yiyecekler tuketmesindendir."

10 Ara 2008

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN


Herkesin kurban bayramını kutlar, sağlıklı, mutlu nice bayramlar geçirmemizi dilerim.
Bayram için hazırladığım ayva tatlısından alın lütfen :)
Afiyet şeker olsun.
İyi bayramlar.......................

2 Ara 2008

Vitaminler



Vücut fonksiyonunun düzenlenmesinde ve devamlılığında önemli rol oynayan vitaminler, normal yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan, yiyecekler içerisinde doğal olarak bulunan basit yapılı bileşiklerdir. Yağda ve suda eriyenler olmak üzere ikiye ayrılırlar.Yağda eriyenler A - D - E - K vücutta depolandığı için hergün almaya gerek yoktur. Suda eriyenlerB - C ise depolanmazlar, fazlası dışarı atılır.Her gün alınması gerekir



A Vitamini

Vücudun enfeksiyonlara karşı direnci arttırır. Normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir. Cildin tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağladığı gibi, diş ve dişetleri için de büyük önem taşır.Süt, yumurta, balık, tavuk, kuzu ve dana eti, patlıcan, tereyağı, peynir, havuç, kereviz, lahana, marul, karnıbahar, ıspanak, çilek, taze fasulye, mercimek, kavun, portakal, greyfurt, maydanoz, armut, elma, patates ve domateste bulunur

D Vitamini

İnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı olur. Kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlar. Kandaki fosfor ve kalsiyum miktarını yükseltir. D vitamini eksikliğinde çocuklarda raşitizm gelişir. Kuzu ve dana eti, balık ve su ürünleri, tereyağı, peynir, süt ve süt ürünleri, yumurta sarısı, karaciğerde bulunur.
E Vitamini
E vitamini yağda eriyen vitamin türlerindendir. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar. Kalp-damar hastalıklarına, kansere ve katarakta karşı koruyucudur. Antioksidan etkilidir.Ispanak, kabak, lahana, marul, yeşil sebzeler, elma, buğday, yulaf, soya fasülyesi yağı, ceviz, fındık, badem, marul, tere, kereviz, maydanoz, mısır,balıkda bulunur.

K Vitamini
Kan pıhtılaşmasında önemli rol oynar. K vitamini yanlızca kanamalı hastalarda eksikliğini gidermek için kullanılır. Vücutta bağırsak bakterileri tarafından sentezlenir.Yeşil sebzeler, kabak, marulda, domates, ıspanak, yeşil biber, lahana, karnabahar, soya fasulyesi ve tahıllarda bulunur.

B Vitaminleri
Vücudun, özellikle beynin, enerji üretiminimde gerekli vitaminlerdir. Kan dolaşımını düzenler. Merkezi sinir sistemi sağlığını, deri ve gözleri korumakta önemli bir rol oynar. Mide, karaciğer ve bağırsak hastalıkları tedavisine yardımcı olur. Hücre bölünmesi için gereklidir.Et, yumurta, kuru bakliyat, deniz ürünleri, sebzeler, süt ve süt ürünleri, kuruyemiş de bulunur.

1 Ara 2008

Hurmalı, Yulaf Ezmeli Muhallebi (8.ay+) Bebeğime Tatlı

Uzun zamandır yazılmayı bekleyen o kadar çok tarif varki, unutmaktan korkuyorum. Eğer bir kenara not düşmezsem ya da resmini çekmezsem sonra düşünüyorum acaba şunu da eklemişmiydim?, bu varmıydı? filan diye. Daha önce de demiştim tarifler tamamen doğaçlama, evde ne varsa ve Metehan'ın durumuna göre çıkıyor. Neyse uzatmadan biran önce aklımda olanları aktarmak istiyorum. Hem çok vaktim yok hem de daha yazacağım bir de kurs günlerim var. Bundan dolayı da çok heyecanlıyım. Beni izlemeye devam edin anacııııımmmmm

Malzemeler:

1 Trabzon hurması

1 tatlı kaşığı irmik

1 tatlı kaşığı pirinç unu

4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi

1/2 su bardağı süt(1 yaş altına su kullanın)

1 kesme şeker (bebişinizin zevkine göre)





Süt, irmik,şeker ve pirinç ununu çırparak pişiriyoruz. Biraz katı olabilir ama endişeye gerek yok, Hurmanın kabuklarını soyup ekleyince bir de güzel blendırdan geçirirseniz sulanacaktır zaten. En son yulaf ezmelerini de ekleyip karıştırın. Enfes mama bebişiniz için hazırdır.

Afiyet olsun.


Bu yeşil kurbağa mama setini IKEA dan aldım. Özellikle önlük çok kullanışlı. Daha önce 2 kere mothercare den buna çok benzer önlükler almıştım Metehan'a bir tanesi yakadan kırılmıştı. Geçen Ikea da set halinde görünce hemen aldım yedek olsun diye. Çünkü bazen gittiğim yerde unutabiliyorum ve benim için çok zor oluyor. Bence bu önlükler süper bir buluş. Hele bebeğinin kusma alışkanlığı olan anneler tam bize göre diyebilirim

30 Kas 2008

TROYA' dayız

Masal tarihten öncedir... İzmirli kör bir ozan anlatmıştı hikayeyi. Büyük ozan Homeros bundan tam 2,500 yıl önce, görkemli Anadolu kenti Troya'yı, ölümsüz aşklarını, sonsuz savaşlarını ve dağınık saçlı ordularını.

Barışın en kutsal değer olduğu kente uğursuzluk getiren tanrıların insanların yazgıları ile nasıl oynadıklarını anlatmıştı.

3,000yıl önce de yazgı aynıydı, bugün de aynı...



Tek kelimeyle büyülendim diyebilirim. Cuma trafiği dolayısıyla yarım saat rötarlı başlayan gösteri "vay canına beklemeye değermiş" dedirtti.
Müzik, kostümler, ritim, enerji hepsi, hepsi mutteşemdi. Hele de en önde olmakla ne kadar şanslıydık, sanki gösterinin bir parçasıymış gibi soluksuz izledim.
Sadece sonu bence biraz basit kalmıştı ama artık bu güzellikte lafını etmesem de olur.
İzlemeye kesinlikle değer, çok başarılı....

26 Kas 2008

Geleceğin Mimarı Öğretmenlerimiz

Bu hafta bizim mişş, eh öyle olsun bakalım. Her yıl aynı törenler, süslü konuşmalar, şiirler... Ne bir eksik ne bir fazla değişen hiç bir şey yok yıllardır. Umarım bundan sonra öğretmenliğin gereken değerinin verildiği "öğretmenler gününü" kutlarız.

Bin bir umutla üniversiteden mezun olmuş, kadro bulamamış bir şekilde hayat mücadelesine atılmış, kah özel sektörün kölesi olmuş, kah vekil öğretmenlik kılıfıyla devletin bile sömürdüğü o kadar çok öğretmeniz ki biz,, çözümüne "üç maymunun" oynandığı çözümsüzlükler içinde hayatın içinde yuvarlanan bizler Öğ-ret-men-le-riz...

Aslında yazacak o kadar çok şey varki aklımda bu kadarıyla yetinmek belki de daha iyidir diye düşündüm şimdi. Sitem haftası olmasın bakalım bu hafta.

Her şey gözlerinin içi pırıl pırıl parlayan,ağzınızdan çıkacak bir cümleyle yönü değişecek tertemiz evlatlarımız için.
Madem bu iş gönül işi,
gönlünü eğitime vermiş, canımız öğretmenlerimizin Öğretmenler günü kutlu olsun :)

Sizlerle birincilik ödülü almış bir öğrencinin kompozisyonunu paylaşmak istiyorum. Ben çok duygulandım

"Öğrenci gözüyle öğretmen" adlı yarışmada birincilik ödülü alan yazı:
Ben bir öğretmen çocuğuyum. İlk öğretmenim de annemdir. Öbür çocuklar gibi okula başlarken yabancılık çektiğimi söyleyemem. Yaşamım okulda başlamıştı. Ancak okula başlamamla yeni bir sorun önüme çıktı. Annemi öbür çocuklarla paylaşmak zorunda kalmıştım. Evde benim üzerime kanat geren, bana bir çiçek gibi özen gösteren annem, okulda ve özellikle sınıfımızda bambaşka biri oluyor, tüm çocuklar onunmuş gibi onlara da aynı sevgiyi gösteriyordu.
Dahası, onların sorunlarını eve de getiriyor ve hepsiyle ayrı ayrı ilgileniyordu. Bu benim kıskançlığımı arttırıyordu. Özellikle "Ümmü" ile çok ilgileniyordu. Bu siyah saçlı, siyah gözlü, tombul yanaklı köy çocuğu pek konuşkan değildi. Teneffüslerde oyunlara da katılmazdı. İçine kapanık, sessiz bir tipti. Annem teneffüslerde "Ümmü" ile oynardı. Ümmü'nün sorununa çözüm bulabilmek için ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Bu çalışma kısa sürede meyvesini verdi.
Ümmü oyunlara bizim çağırmamızı beklemeden katılıyor, çalışmaları ile de kendini gösteriyordu. Annemin sevinci sonsuzdu. Bir ödül almışçasına "Ümmü'yü kazandım" diye seviniyordu. Fakat sevinci uzun sürmedi. Talihsiz bir olay Ümmü'nün yaşantısını alt üst etti. Soğuk bir kış günü evde yalnız kalan Ümmü, sobayı yakmak istemiş fakat yakamamış. Bakmış ki olmuyor, kızgın odunların üzerine gaz dökmüş ve kibriti yakmış. İşte ne oldu ise o zaman olmuş, sobadan fırlayan alevler Ümmü'yü sarmış. Dumanları gören komşular eve koşmuşlar. Ümmü'yü yarı baygın halde kurtarmışlar, yangını da bastırmışlar.
Ev kurtuldu. Fakat Ümmü geçirdiği korku nedeniyle konuşamaz oldu. Gösterildiği doktorlar Ümmü'yü ancak bir şokun konuşturabileceğini söylemişler. Annem Ümmü'yü sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı. Sınıfa getiriyor, onunla yine ilgileniyordu.
Aradan iki ay geçti. Annem kalp çarpıntısı geçirerek derste rahatsızlandı. Rengi sararıyor, nefes almakta güçlük çekiyordu. Babam bir taksi getirdi, annemi bir battaniye içinde sarsmadan arabaya yerleştiriyorlardı ki; kekeleyen bir ses işitildi. "Öğretmenim ne olur iyi ol, seni çok seviyorum." Hepimizden önce annem tanıdı sesin sahibini. Ümmü'ydü bu.
Annem kapalı gözlerinin ardından sızan yaşlarla, "Ah ne güzel Tanrım. Ümmü de konuştu." dedi.
Ben de Başöğretmen Atatürk'ümün eğitim ordusunda öğretmen olacağım. Ben de bilgisizliğin karanlığına ışık tutacağım. Yurdumun çocuklarına bilgiden taç öreceğim. Öğrencilerimin gönüllerinde yaşayacağım.
Özlem ÖZTUĞ

21 Kas 2008

İki Şey !!!!!!!! (sadece 2 dakikanızı ayırın)

Tesadüfen rastladığım bir blokta okuduğum yazı çok hoşuma gitti ben de hemen yayınlamak istedim tabi kaynak belirterek :) Okumaya değer sadece 2 dakika!

İnsanı iki şey öldürürmüş:

1- Sevmediği insanın silahından gelen mermi

2- Sevdiği insandan gelmeyen ilgi

İki şey "Kalitesiz insan" 'ın özelliğidir:

1-Şikayetçilik

2-Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:

1- Bakış açısını değiştirmek

2-Karşısındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:

1-Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek

2-Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:

1-Demagoji (laf kalabalığı)

2-Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı “Nitelikli İnsan” yapar:

1-İradeye hakim olmak

2-Uyumlu olmak

İki şey “Ekstra Değer” katar:

1-Hitabet ve diksiyon eğitimi almak

2-Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır:

1-Kararsızlık

2-Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar:

1-Nitelikli çevre

2-Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:

1-Baskın yeteneği bulmak

2-Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:

1-Ustalardan ustalığı öğrenmek

2-Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:

1-Niyetin saf olması

2-Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır:

1-Sorunun değil, çözümün parçası olmak

2-Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.

İki şey gelişmeyi engeller:

1-Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)

2-Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:

1-Tebessüm (gülümseme)

2-Sükut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:

1-Anne

2-Baba

İki şey geri alınmaz:

1-Geçen zaman

2-Söylenen söz

İki şey gerçek sondur:

1-Cennet

2-Cehennem

İki şey ulaşmaya değerdir:

1-Sevgi

2-Bilgi

İki şey özgürlüktür:

Vatan ve Bayrak

İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir:

1-Nefes alabilmek

2-Nefes verebilmek

Hatice Kübra Tongar

17 Kas 2008

Antalya'da Bir Köy Okulu ve Benim Canım Arkadaşım Yardımlarınızı Bekliyorlar

Tarihler 14 Kasım cumayı gösteriyor ve ben her zamanki gibi Best fm de Arzu'nun inleyen nağmeleriyle kahvaltı ediyorum. programın sonunda Bingöl de okul yardımından bahsediliyor sonra peşinden bir süpriz bağlantı Antalya'dan bir köy öğretmeninden. Önce ismini söylüyor Arzu, Antalya'dan Derya diye "yo yooo diyorum herhalde o değildir", sonra da "Derya Ayhan" deniyor aman yarabbim heyecanıma hakim olamıyorum. Radyonun nerdeyse içine atlayacağım, iyice yaklaşıyorum canım arkadaşımın aylardır sesini duymamışım ve evet O...

Antalya'nın Yeşil vadi köyünde 3 yıldır görev yapan bir köy öğretmeni. Benim kader arkadaşım, aynı zamanda meslektaşım, canım, o kadar güzel anlatıyor ki okulunu, ihtiyaçlarını, telefon direğinden pota yapmalarını... gözyaşlarımı tutamıyorum. Okullarına o da yardım istiyor ancak şu çıkıyor ortaya köye posta yok. Ee nasıl ulaşılacak bu miniklere? İlçe milli eğitime yollanabilir ancak, oradan da öğretmenimiz onca kilometreyi tepip teslim alabilir. Olsun yeterki bu tatlı minişlere bir faydamız dokunsun.

Hemen sarılıyorum telefona Derya cım güzelce adresini mailini veriyor. Çocuklarının yaşlarını, ne yardım olursa,gönlümüzden ne koparsa onların çok sevineceğinden bahsediyor. Sonra msn den bir kaç resim yolluyor bana özellikle kulağında çiçeğiyle dolaşan Adem'e bayılıyorum. Hepsi birbirinden çiçek minicik yürekler. Derya diyorum ben de bişey göndermek istiyorum Adem ne sever,ne ihtiyacı var? "Meşin top" diyor. Peki bişeyler öreyim mi bere atkı filan, soğukmu kışları? diyorum, "süpersin kar yolları kapatıyor o kadar soğuk diyor hele birde benim arkadaşımın örüp yolladığını söylersem kafasından çıkarmaz askere bile öyle gider diyor" tatlı tatlı gülüşüyoruz.

Böyle bir güzelliğe vesile olacağım için inanılmaz mutluyum içim içime sığmıyor. Komşularımı, ailemi ve arkadaşlarımı da örgütleyip ufak tefek bişeyler toparlama hazırlığındayım. İllaki yeni birşeyler olması gerekmiyor. Çocuğunuzun kitapları, yıpranmamış okul eşyaları, spor malzemeleri, temizlik malzemeleri, kırtasiye ürünleri aklınıza okulla ilgili ne gelirse ulaştırabilirsiniz. Belki de sizin yollayacağınız sadece bir kitabın onun hayatında ne kadar çok şey değiştireceğini düşünsenize.

Hemen çocuklarla ilgili de bilgi vereyim sizlere:

14 ü kız 6 sı erkek olmak üzere tam 20 tane öğrenci var bu şirin okulda.

12 si birinci ve ikinci sınıf öğrencisi (6-7 yaşlarındalar)

8 i dördüncü sınıf öğrencisi (10 yaş)


Peki nasıl ulaştıracağız paketlerimizi? Adres şu:

Serik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü

Yeşilvadi İlköğretim Okulu

Derya Ayhan

Antalya


ayrıca daha ayrıntılı bilgi almak için iletişim mail i

deryaokul07@hotmail.com

11 Kas 2008

Mustafa Kemal'i düşünüyorum

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyor zaferden zafere...
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir kasım sabahı
Yine bizimle beraber her yerde
Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
Yaşıyor damar damar yüreklerde.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda;
Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Ellerinden öpüyorum.....................................

2 Kas 2008

Biraz Mola Zamanı

Artık biraz keyif yapmanın vaktidir.Küçük bey uykuya hazırlanırken birer kahve hazırlanıyor ve Prison Break'in yeni sezon DVD si hemen ortaya çıkıyor.

Hımm çikolatasız da olmaz :))
veeeeeeeee yaşasın sessizlik

31 Eki 2008

Mustafa'yı böyle mi hatırlamalıyız???



29 Ekim de "Mustafa" filmine gittik arkadaşlarla. Doğrusu ben ana haberlerde az çok filmle ilgili bilgi sahibi olarak izlediğimden midir nedir önyargısız izledim ve beğendim tümüyle olmasa da güzel bir belgesel olduğu kanaatindeyim. Ancak beylere beğendiremedik filmi. Bu kadar içki ve kadın teması işlenmemeliydi fikrindeydiler. Ben de "Gazi ile Fikriye" kitabını ilk okuduğum zaman aynı kanaatteydim. Kendi kendime sinirlenip kitabı yarıda bırakmıştım :)
"Mustafa" ise bence son derece hüzünlüydü. Maalesef hem başarı hem de mutluluk bir arada olmuyormuş. Omuzlara yüklenen koca bir vatan sorumluluğu ancak buna müteakip yalnızlık. Ben gidin görün derim...

29 Eki 2008

Cumhuriyetimizin 85. Yılı Kutlu Olsun

Koskoca 85 yıl ve o günden bugüne değişen Türkiye.

Ne idik? Nerelere geldik? Nasıl olmalıydık? ... tartışmalarından çok bugünü idrak etmeye çalışmalı ve gerçek bir bayrama dönüştürerek büyük küçük birarada kutlamalıyız.

Zarar vermeye çalışanlara, sahte Atatürk çülere inat dimdik ayaktayız. Nice 85 yıllara

.................................