26 Kas 2008

Geleceğin Mimarı Öğretmenlerimiz

Bu hafta bizim mişş, eh öyle olsun bakalım. Her yıl aynı törenler, süslü konuşmalar, şiirler... Ne bir eksik ne bir fazla değişen hiç bir şey yok yıllardır. Umarım bundan sonra öğretmenliğin gereken değerinin verildiği "öğretmenler gününü" kutlarız.

Bin bir umutla üniversiteden mezun olmuş, kadro bulamamış bir şekilde hayat mücadelesine atılmış, kah özel sektörün kölesi olmuş, kah vekil öğretmenlik kılıfıyla devletin bile sömürdüğü o kadar çok öğretmeniz ki biz,, çözümüne "üç maymunun" oynandığı çözümsüzlükler içinde hayatın içinde yuvarlanan bizler Öğ-ret-men-le-riz...

Aslında yazacak o kadar çok şey varki aklımda bu kadarıyla yetinmek belki de daha iyidir diye düşündüm şimdi. Sitem haftası olmasın bakalım bu hafta.

Her şey gözlerinin içi pırıl pırıl parlayan,ağzınızdan çıkacak bir cümleyle yönü değişecek tertemiz evlatlarımız için.
Madem bu iş gönül işi,
gönlünü eğitime vermiş, canımız öğretmenlerimizin Öğretmenler günü kutlu olsun :)

Sizlerle birincilik ödülü almış bir öğrencinin kompozisyonunu paylaşmak istiyorum. Ben çok duygulandım

"Öğrenci gözüyle öğretmen" adlı yarışmada birincilik ödülü alan yazı:
Ben bir öğretmen çocuğuyum. İlk öğretmenim de annemdir. Öbür çocuklar gibi okula başlarken yabancılık çektiğimi söyleyemem. Yaşamım okulda başlamıştı. Ancak okula başlamamla yeni bir sorun önüme çıktı. Annemi öbür çocuklarla paylaşmak zorunda kalmıştım. Evde benim üzerime kanat geren, bana bir çiçek gibi özen gösteren annem, okulda ve özellikle sınıfımızda bambaşka biri oluyor, tüm çocuklar onunmuş gibi onlara da aynı sevgiyi gösteriyordu.
Dahası, onların sorunlarını eve de getiriyor ve hepsiyle ayrı ayrı ilgileniyordu. Bu benim kıskançlığımı arttırıyordu. Özellikle "Ümmü" ile çok ilgileniyordu. Bu siyah saçlı, siyah gözlü, tombul yanaklı köy çocuğu pek konuşkan değildi. Teneffüslerde oyunlara da katılmazdı. İçine kapanık, sessiz bir tipti. Annem teneffüslerde "Ümmü" ile oynardı. Ümmü'nün sorununa çözüm bulabilmek için ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Bu çalışma kısa sürede meyvesini verdi.
Ümmü oyunlara bizim çağırmamızı beklemeden katılıyor, çalışmaları ile de kendini gösteriyordu. Annemin sevinci sonsuzdu. Bir ödül almışçasına "Ümmü'yü kazandım" diye seviniyordu. Fakat sevinci uzun sürmedi. Talihsiz bir olay Ümmü'nün yaşantısını alt üst etti. Soğuk bir kış günü evde yalnız kalan Ümmü, sobayı yakmak istemiş fakat yakamamış. Bakmış ki olmuyor, kızgın odunların üzerine gaz dökmüş ve kibriti yakmış. İşte ne oldu ise o zaman olmuş, sobadan fırlayan alevler Ümmü'yü sarmış. Dumanları gören komşular eve koşmuşlar. Ümmü'yü yarı baygın halde kurtarmışlar, yangını da bastırmışlar.
Ev kurtuldu. Fakat Ümmü geçirdiği korku nedeniyle konuşamaz oldu. Gösterildiği doktorlar Ümmü'yü ancak bir şokun konuşturabileceğini söylemişler. Annem Ümmü'yü sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı. Sınıfa getiriyor, onunla yine ilgileniyordu.
Aradan iki ay geçti. Annem kalp çarpıntısı geçirerek derste rahatsızlandı. Rengi sararıyor, nefes almakta güçlük çekiyordu. Babam bir taksi getirdi, annemi bir battaniye içinde sarsmadan arabaya yerleştiriyorlardı ki; kekeleyen bir ses işitildi. "Öğretmenim ne olur iyi ol, seni çok seviyorum." Hepimizden önce annem tanıdı sesin sahibini. Ümmü'ydü bu.
Annem kapalı gözlerinin ardından sızan yaşlarla, "Ah ne güzel Tanrım. Ümmü de konuştu." dedi.
Ben de Başöğretmen Atatürk'ümün eğitim ordusunda öğretmen olacağım. Ben de bilgisizliğin karanlığına ışık tutacağım. Yurdumun çocuklarına bilgiden taç öreceğim. Öğrencilerimin gönüllerinde yaşayacağım.
Özlem ÖZTUĞ

2 yorum:

etki alanı dedi ki...

Beni ağlattın sevgili öğretmen!

Öğretmenler gününü kutluyorum ve değerinizi bilen bir hükümet diliyorum...
....................

Bir sonraki yazındaki tarifi,keşke oğlum küçükken bilseydim.Kronik bademcik problemi yaşadım tam 7 yıl...Çareyi tarhana çorbasında buldum...
Bilinçli bir anne olduğunu görüyorum.Çok şanslı bir çocuğun var.Yanaklarından öpüyorum.
TüTü

bebeğimin yemek günlüğü dedi ki...

Amiiinnn diyelim.
Öncelikle güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim.
Tarifler emin olun tamamen doğaçlama çıkıyor. Bebişin durumu neyi gerektirirse o gün o yapılıyor diyebilirim. Beğendiğinize çok sevindim. Deneyimli bir anneden bunları duymak çok güzel.
Sevgiyle kalın